29 Kasım 2015 Pazar

Kitap Yorumu - Kurucunun Kızı



Kurucunun Kızı 
Amy Engel
Yabancı Yayınları
269 Sayfa
Çeviri: Merve Özcan





Merhabalar efenim, nasılsınız bakalım? Kış yavaş yavaş geliyor -neredeyse aralık oldu!- ben de reading slump olayından çıkıp writing slump -böyle bir şey var mı??- girdim sanki. İnceleme yazmak için oturuyorum sonra bir bakmışım yarın sabah olmuş. Neyse daha fazla uzatmadan kitabımıza giriş yapmak istiyorum. Kurucunun Kızı ilk çıktığında bir an önce elime alıp okumak isteyeceğim kadar ilgimi çekmemişti. İndirime girerse alırım diyordum, Dr da 9.90 a düştüğünü görünce -hem de ciltli!!- koşarak aldırmıştım, bana gelene kadar uzun zaman geçti ama elime aldığım ile bitmesi arasındaki süre bu açığı dengeledi. Zaten çok kısa bir kitap olduğu için, yaklaşık 269 sayfa, hemen bitiveriyor.


Belki özgürlük abartılıyordur. Savaştan önce özgürlüğümüz vardı. Bak bu bizi nereye getirdi.

Nükleer savaş sonrası çoğunluğu yok edilmiş ABD'de küçük bir topluluk hayatta kalmayı başarmıştır. Fakat bu kasabayı yönetmek için yarışı kazanan Lattimer ailesinin düzeni korumak için koyduğu kurallara göre kızlar ve erkekler 16 yaşlarına geldiğinde bir kura ile ayarlanmış bir evliliğe zorlanmaktadırlar ve buna karşı gelmenin sonuçları çok ağırdır. 16 yaşındaki Ivy Başkanın oğlunun, ablasını reddetmesinden dolayı bu seneki törende başkanın oğlu ile evlenmek zorundadır. Yönetimi başta kaybeden ve hakkının kendisinde olduğuna inandığı için devralmak isteyen Kurucu aile ise tek yolun Başkan ve oğlunu öldürmek olduğu söyleyip Ivy'i bu komplonun ortasına koyarlar.

Kitap boyunca Ivy'nin kendi içinde kimlik çatışmasına tanık oluyoruz. Bir yandan ailesinin sorumlulukların altında boğulurken bir yandan da yeni tanımaya başladığı Bishop ile arasında filizlenen aşkın arasında kalıyor.

Post-apokaliptik bir dünyada hayatta kalma mücadelesinin güç mücadelesine dönüşmesine şahit oluyoruz ve bütün bunların arasında kalan Ivy'nin neyin herkesin iyiliği için doğru ya da istediği şeyin ne olduğuna karar verme basamaklarını, Engel'in gerçekçi bir şekilde yazmış olması kitaba kendinizi vermenizi kolaylaştırıyor.

Sunulan dünyanın betimlemesini tam olarak beğendiğimi söyleyemem, bunları anlatırken yazar biraz cimri davranmış bize karşı, daha çok sosyal bilim kurgu üzerinde durmuş, bu yüzden karakter okumak için başarılı bir kitap. Ve de Ivy her ne kadar cesur ve pervasız olsa da Bishop'ı sevmek çok daha kolay.

Kitabın iyi yaptığı şeylerden biri de toplumun aile hayatını anlatırken gösterdiği başarı. Çocuk yaşta evlendirilen gençlerin evcilik oynar gibi aile hayatına atıldıklarından bahsediyor. 16 yaşındaki erkeklerin çoğunun evliliğin anlamını birine ve ya bir şeye sahip olmak olduğunu sanmaları anlamak çok da zor değil. Özellikle kızların evlenememesi ya da boşanmasının ayıp karşılandığı, çocuk verememesinin kusur olarak göründüğü bir toplumun ne kadar erkil buradan olduğu anlayabilirsiniz. Bütün bu düzene karşı çıkmanın doğru olduğunu bilen Ivy de uygulanış yönteminin doğru olup olmadığına karar veremiyor. Ailesinden yeterince sevgi almadığını daha kitabın ilk sayfalarından bahseden bir karakterin babası tarafından kabul görmek için yapması gereken şeyin onun dediklerini uygulamak olduğunu düşünmesini sanması hiç de yanlış değil.

"Mutlu musun Ivy?" diye sordu beni şaşırtarak.

Tüm hayatım boyunca kimsenin bana bu soruyu yönelttiğini hatırlamıyordum. 



Dediğim gibi ilk başta çok da özgün olmayan konusu ile ilgimi çekmeyen Kurucunun Kızı'nı okuduktan sonra serinin ikincisini almak için sabırsızlanıyorum. Çok akıcı ve saran bir tarzı var kitabın ve sonunda olanlardan sonra iyi ki ikincisi çıkmış diyorum. Umarım en yakın zamanda alabilirim. Size de tavsiye ederim.

Siz neler okuyorsunuz ya da neler düşünüyorsunuz?