İnceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İnceleme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Şubat 2016 Pazartesi

Kitap Yorumu - Komik Bir Hikaye



Komik Bir Hikaye
Ned VIZZINI
GO! KİTAP
448 Sayfa
Çeviri: Ebru SÜRMELİ









“Kabus dediğin ne Craig?”
“Hayat.”
“Hayat bir kabus mu?”
“Evet.”

15 yaşında bir genç olan Craig’in gözünden depresyonu işleyen kitabın aynı isimli filmi 2010 yılında sinemaya uyarlandı. GO! yayın eviyle 2016 Ocak ayında dilimize kazandırıldı.
GO! düşünmeye sevk edici kitaplar çıkarmaya devam ediyor, Komik Bir Hikaye de buna örnek. Takdir veya TEOG sınavında istediği puanı alamadığı için intihar eden çocukların, gençlerin haberlerini duyduğumuz şu günlerde, o gençlerin dünyasını aydınlatan bu kitap; onların neler yaşadığını, üzerindeki baskıyı anlamak için gerçekten güzel bir örnek. Kitapta sadece ana karakterin sorununa değinmiyoruz. Yan karakterler de onun kadar hasarlı ve bunun bir psikiyatri tesisinde geçmesi de kitaba artı puan olarak yazılıyor.

“Bu dünyada herkes dibe vurmuş durumda. Ben dibe vurmuş ve bu konuda dürüst olabilen biriyle birlikte olmayı tercih ederim. Kusursuz ve… her an patlamaya hazır biriyle olmaktansa.”

İlk sayfalarda, Craig depresyona nasıl sürüklendiği, üzerindeki baskıyı ve onunla baş edemeyişini anlatıyor. Ortaokulda sınavlara hazırlanmak için gece gündüz çalıştığını ve istediğini elde edince bütün işlerin orada bitmediğini öğreniyor. Bir şeyleri iyi yapmak girdiği okulda yeterli değil, herkes iyi. “Mükemmel” olmak zorundasınız. Sadece romanda değil yaşadığımız yerde de böyle. Şu cümleleriyle durumu çok iyi özetliyor yazar:
Akıllıydım ve çok çalışıyordum. Kendimi bunun dünyanın geri kalanı için bir önemi olduğuna inandırmıştım. Diğerleri de bu kandırmacaya katılmışlardı. Kimse çıkıp sıradan biri olduğumu söylememişti.”
Başlarda kendisi ile kafasının içinde konuşmalarını okurken nasıl baş etmeye çalıştığını bazen dibe batıp bazen “geçici” olarak iyileştiğini görüyorsunuz ve bu karakteri daha da derinleştiriyor. Kitap boyunca Craig’in gelişmesine tanık oluyoruz ve bu da kitabın dünyasını daha gerçekçi kılıyor. Craig’in en yakın arkadaşının sevgilisi, hoşlandığı kızın, hatta çok rahat, her şeyi salmış gibi görünen arkadaşının bile sorunları var.


“İyileşene kadar burada mı kalacağım?”
“Hayat iyileştirilmez, Bay Gilner.” dedi Doktor Mahmut bana doğru eğilerek. “İdare edilir.

Yazar yan karakterlerin hikayelerini de yazmış, en azından bir kısmını. Ve kitabın dram-komedi kısmının birçoğu da bu karakterlerden geliyor. Bobby, Humble, Tommmy, Noelle, küçük kardeşi Sarah… Sanırım içlerinde en sevdiğim karakter onunkisiydi.
Ailelerin çocuklarının sorunları, depresyonları ve hatta intihar düşüncelerini; onların iç dünyasını anlayabilmesi için okuması gereken bir kitap. Gençlerin sorunlarıyla nasıl başa çıkacaklarını görmesi için okunması gereken bir kitap. Fakat sadece bunlara bakarak ciddi bir kitap olduğunu düşünmeyin. Tabii ki depresyon gibi zihin sorunlarına değiniyor fakat içindeki göndermeler ve dialoglarıyla gayet eğlenceli bir kitap. Belki en başlarında ya da Craig’in kendi içinde konuşmalarına alışana kadar sıkılabilirsiniz. Onun dışında güzel yerlere değinen, eğlenceli bir kitap. Filmi de ilk çıktığı zamanlar izlemiştim, kitabı kadar eğlenceli bir film.


En önemlisi,
Çapanız bir insan olmasın, insanlar değişebilir.
Okursanız ne dediğimi anlayacaksınız.

8 Mart 2015 Pazar

Kitap Yorumu - Locke Lamora'nın Yalanları


Locke Lamora'nın Yalanları
Scott Lynch
İthaki Yayınları
581 Sayfa
Çeviri:Cihan Karamancı

Scott Lynch’in epik fantezi türündeki kitabı, İthaki yayınlarından dilimize kazandırıldı. 581 sayfalık kitabın, Goodreads puanı 4,28 gibi yüksek olmasına rağmen aslında Locke Lamora’nın Yalanları Lycnh’in ilk romanı ve şu an 3 kitabı yayımlanmış Centilmen Piçler serinin de ilk kitabı, ülkemizde diğer ikisi henüz yayımlanmadı.
Öncelikle genelde ön söz okumayan ben, biliyorum siz de yapıyorsunuz, bu kitabın ön sözünü son noktasına kadar okudum ki kendisi Patrick Rothfuss tarafından, Scott Lynch’in kitabı neden benimkinden daha güzel temasını işleyerek yazılmış. Patrick Rothfuss, Kralkatili Günceleri’nin yazarı olarak en sevdiğim yazarlardan biridir ve kendisi ne önerse okurum. Bir önceki yazılarımdan birinde de Kralların Yolu’nu incelemiştim ki o da Bay Rothfuss tarafından -ve benim- beğenilmişti. Önsözü bile böyle uzun yazılan bir kitabın incelemesini yapmak gerçekten zor ve eğlenceli.
Diyelim ki hesapta olmayan gizemli bir çocuk için üç bakır ve bir kase sidik ödemeye razıyım. Çocuğun sorunu ne?”  
“Sorunu,” dedi Hırsızbaşı  “onu sana satamazsam gırtlağını kesip körfeze atacak olmam. Hem de bu gece.”
Kitapta karakterin küçük yaşta önümüze sürülüp, onun yavaş yavaş büyümesini pişmesini okumuyoruz. Daha ilk sayfalarında büyük bir vurgun yapan Centilmen Piçler çetesi, bölüm aralarında geri dönüşlerle bize tanıtılıyor. Ve yazar, sadece bunları anlatmayıp dünyayı ayrıntısıyla tasvir ediyor, düzene yavaş yavaş alıştırıyor. Ama açık söylemek gerekirse bu geri dönüşlerin bazen tam yerinde yapılamadığını düşünüyorum. Mesela hızlı bir vurgun ya da kaçış ortasında bölümün kesilip arasında Camorr tarihinden şeyler okumak insanı biraz gerebiliyor. Fakat onun dışında Lynch yarattığı dünyanın dokusunu kurgusuna yeteri kadar oturtmuş ve bunu yaparken de görselleştirmekten geri kalmamış.
“Geliyorlarsa da buyursunlar gelsinlerdi. Son şahsi borcunu da ödedikten sonra kaçmak için yeterince zamanı olacaktı.”
Processed with VSCOcam with lv01 presetKitapta, diğer fantastik akranlarından farklı olarak kahramanın özel güçleri yok. Uçamıyor, başka bedenlere giremiyor ya da baş döndürecek bir yakışıklılığı yok. Locke Lamora’nın en büyük özelliklerinden biri yalan söyleme ve sahnelemedeki becerisi ve aklı. Ayrıca bütün bu vurgunları planlarken tek başına her şeyi yapacak kadar da ütopik değil, yanında ona yardım eden çete arkadaşları, dostları var ve Lynch ‘in yazdığı en güzel şeylerden biri de bu konuda gerçekçi olması. Tabii romanda fantastik öğeler de var, simyacılar, Bağlıbüyücü denilen çok güçlü ve pahalı “kiralık büyücüler” tarikatı ve Camorr şehrindeki ne olduğu bilinmeyen “Atalar“dan kalma camsı yapılar gibi. İlk kitapta daha az yer verilen fantastik öğelere, sürekli atalar denilen yaratıklardan bahsedilmesiyle serinin ilerleyen kitaplarında daha fazla verileceğini düşünüyorum.
Yaratılan dünya iyi tasvir edilince hikayeye çok daha kolay adapte olabiliyorsunuz, Locke’un kurnaz dalaverelerine ve çetenin birbirine olan güçlü bağına dahil olurken koşuşturmaca içinde arka planda büyüyen başka bir hikaye de ateşi har tutuyor. Robin Hood’un sadece kötü huylarını almış ve küçükken baş belası, büyüyünce de “Camorr’un Belası” olan ağzı bozuk kahramanımız ve çetesi, şehrin zenginlerinin üzerine çökmüşken daha kendilerine neyin çarptığını anlamadan yeraltının acımasız dünyasında şekillenen intikam dolu savaşın ortasında kalıyorlar. Size de oturup her sayfayı heyecanla okumak kalıyor.

8 Aralık 2014 Pazartesi

Kitap Yorumu - Hiçliğin Kıyısında


Hiçliğin Kıyısında
J.A. REDMERSKI
Ephesus Yayınları
467 Sayfa
Çeviri: Süreyya Çalıkoğlu
 


Yirmi yaşındaki Camryn, alışılmışın dışında bir yaşam tarzı düşlemektedir. Fakat başına gelen trajediler bu yaşamı kendisinden zorla çekip alınca, ilk bulduğu otobüse atlayarak varış noktasını bilmediği bir yolculuğa çıkar. Çıktığı bu kendini yeniden keşfetme yolculuğunda, kendisi gibi nereye gideceğini bilmeyen, Andrew Parrish adında biriyle tanışır. Fakat Andrew’un da bazı karanlık sırları vardır.
Andrew yolculukları esnasında Camryn’e kimseye bağlı kalmadan, içinden geldiği gibi yaşama, en derin ve kuytu arzularına teslim olma sanatını öğretir. Ancak Andrew’un ondan gizlediği sır, yolun sonunda kendisini beklemektedir. Bu sır ikiliyi bir araya getirebilecek midir yoksa onları sonsuza dek birbirlerinden ayrılmaya mı mahkum edecektir?
 ***

Hiçliğin Kıyısında, 2012 yılının sonuna doğru yurtdışında çıkmış olmasına rağmen ülkemizde raflara Ephesus etiketiyle daha yeni sunuldu. Yeni Yetişkin türü kitabın Goodreads okuyucularının -yaklaşık 93 bin- oylamasıyla 4.33 puanı var.
Kitap, kız ve erkek ana karakterinin gözünden anlatılıyor ve en güzel yanlarından biri de bu. Böylece sadece tek bir karaktere odaklanmayıp olayları her yanıyla görebiliyor ve her birinin hislerini, düşüncelerini, hareketlerini anlayabiliyorsunuz. Camryn yaşamında ne istediğini bilmiyor fakat bir şeylerin eksik olduğunu biliyor. Şimdiki durumu ise hiç iyi değil; ilk aşkı, erkek arkadaşı, trafik kazasında ölmüş, abisi de bir trafik kazasında birini öldürdüğü için hapse girmiş ve Cam bu yüzden abisine çok kızıyor. Yetişkinliğe adım atmaya hazır çoğu genç gibi ne kendinden ne de istediği şeylerden emin. Sonrasında, yaşanan bazı kötü şeylerden dolayı -klasik- her şeyi geride bırakıp ilk aşkı Ian ile hayalini kurdukları otobüs yolculuğuna tek başına, plansız çıkıyor, ve Andrew…

Ayrıca bazı şeyler o kadar gerçek ki onu iliklerine kadar hissedersin. Nereye gittiğinin bir önemi yoktur. Seninle gelirler.

Otobüste tesadüfen karşılaşan iki insanın hikayesi aslında. Ve burada müzik çoğu şey, yolculuk ise her şey. Bad Company’den Pink’e, The Civil Wars’dan Eagles’a kadar eğer biliyorsanız, görünce sizi mutlu eden bilmiyorsanız da kitaptan listenizin başına ekleyivereceğiniz bir çok grup hikayelerine ayrı bir tat katmış. Ayrıca yeni yetişkin olmasına rağmen cinsellik ve belki biraz da şiddet açısından yeniden çok yetişkine yakın sayılabilir. Birazcık.
edgeofnever
“Bu dünyada sen olmazsan paylaştığımız         her anın hatırası kaybolacak. Sadece başkaları bizi  gördüğü için varız. Varlığımın bir parçası…” yutkundu, “… önemli bir parçası,  sadece sen burada onu gördüğün için var.”
“Söylediği şey… çok güzeldi. Dünyayı sarsacak bir şekilde, derinlikle çok güzeldi. Ve korkutucu.   Tamamen ve kesinlikle korkutucu. “
Yolculuk teması ise hem fiziksel hem de hem de mecazi olarak güzel kullanılmış. Birbirlerini yolda bulan iki gencin birbirlerine yollarını bulmayı öğretmesi üzerinden, arka planda Amerika eyaletlerinin uzun ve kıvrımlı yolları, yolculuğun ikisinin de beklemediği kadar karmaşık olduğunu vurguluyor. Özellikle Andrew’un Cam’in fark etme korkusuyla kazımaktan kaçındığı eksikliği bulması… Bu yüzden kitap boyunca birbirleriyle tartışıyorlar, gülüyorlar, atışıyorlar, iddiaya giriyorlar ve sizin de git gide alışıp sevdiğiniz bir ikiliye dönüşüyorlar. Fakat kitapta bütün yaşananların aslında çok kısa bir sürede olmuş olması biraz da rahatsız edici. Yolculuk fiziksel ve zihinsel olduğu için birlikte çözme çabaları sizi sıkmayacaktır. Yolun sonunda ne olduğu değil, oraya varana kadar yaşananlar önemli burada. Yine de sonunun birazcık çarpıcı olmadığını söylemeden geçemeyeceğim.


Rıhtım Dergi'nin son sayısına bakmayı unutmayın!