ithaki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ithaki etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

10 Ağustos 2015 Pazartesi

Kitap Yorumu - Marslı



Marslı
Andy Weir
İthaki Yayınları
415 Sayfa
Çeviri: Emre Aygün

Marsta bir hayatta kalma çabası, çağımızın modern Robinson Crusoe Mark Watney’ın ağzı hafif bozuk zorlu mücadelesini anlatıyor Andy Weir kitabında. İleri bir gelecekte biz dünyalılar Ares programı altında Marsa insanlı uzay aracı göndermeye başlamışız. Kitabımızın kahramanı Mark Watney de bu Ares III programında en düşük rütbeli astronot, botanikçi ve makine mühendisi. Gülünç olaylar diye adlandırdığı bir dizi felaket sonrası tek başına Marsta ve hayatta kalan Watney’in 400 gün yetecek yiyeceği, bol bol güneş enerjisi ve depolamak için hidrojen yakıt hücreleri, oksijen vericisi, su arıtıcısı, Hab çadırı var. Fakat dünya ile olan bütün iletişimini kendisinin mahsur kalmasına neden olan fırtınada kaybetmiş durumda ve bir sonraki Ares IV görevi 4 sene sonra. Oksijen vericisi bozulursa ölür, su arıtıcısı bozulursa ölür hiçbir şey olmazsa yiyeceği biter ve ölür. Buna rağmen o zamana kadar hayatta kalmalı ve Marsın en pozitif insanı olmalı yoksa Marsta ölen ilk insan olacak. Elbette kimse böyle ünlü olmayı istemez.

“Neresinden bakarsanız bakın, sıçmış durumdayım.”

andy-weir-turkiye415 sayfalık roman İthaki Yayınevi tarafından raflara kazandırıldı ve Goodreads sitesinde 2014’ün en iyi bilim kurgu romanı seçildi. Eğer kitabı okursanız neden olduğunu anlarsınız. Hikaye anlatımı için gerçeklikten ödün vermek zorunda kalsa da Weir, çoğu teknik ayrıntıyı bilimsel olarak tutarlı yazmaya çalışmış. Bir çok matematiksel ve biyolojik detaylarla yoğrulsa da genel olarak boğulmuyorsunuz ve kendinizi kitabın içinde bulabiliyorsunuz. Bilim kurguya aşina olmayan bir kesim için kitabın bir bölümü sıkıcı gelebilir, kurgunun büyük kısmı “bir sorun yaşa düzelt ve bunun tekrarından” oluşuyor. 400 küsur sayfalık kitap için gereksiz kurgu fazlalığı olmuş ve bana kalırsa kitabın eksiği buydu. Fakat teknik bilgiler aklınızı yoruyorsa her zaman canlandırmaya geçebilirsiniz, en azından Mark’ın ne yapmaya çalıştığını hayal etmeniz kitaba yeniden odaklanmanıza yeterli olacaktır.
Asıl güzel olan kitabı sadece tek kişinin bakış açısından okumuyoruz. Aynı zamanda dünyadakileri, oradaki haberleri alıyoruz ve Watney’in mürettabatını, bununla nasıl başa çıktığını -kısa ama olsun- okuyabiliyoruz, bu da hikayeyi tek düzelikten alıp başka bir konuma sokuyor.
Başrolünü Matt Damon’un oynadığı aynı isimli film 2 Ekim’de gösterime girecek. Filmini izlemeden önce okumak isteyenler acele edebilirler çünkü çok az kaldı!


IMG_20150424_173450

8 Mart 2015 Pazar

Kitap Yorumu - Locke Lamora'nın Yalanları


Locke Lamora'nın Yalanları
Scott Lynch
İthaki Yayınları
581 Sayfa
Çeviri:Cihan Karamancı

Scott Lynch’in epik fantezi türündeki kitabı, İthaki yayınlarından dilimize kazandırıldı. 581 sayfalık kitabın, Goodreads puanı 4,28 gibi yüksek olmasına rağmen aslında Locke Lamora’nın Yalanları Lycnh’in ilk romanı ve şu an 3 kitabı yayımlanmış Centilmen Piçler serinin de ilk kitabı, ülkemizde diğer ikisi henüz yayımlanmadı.
Öncelikle genelde ön söz okumayan ben, biliyorum siz de yapıyorsunuz, bu kitabın ön sözünü son noktasına kadar okudum ki kendisi Patrick Rothfuss tarafından, Scott Lynch’in kitabı neden benimkinden daha güzel temasını işleyerek yazılmış. Patrick Rothfuss, Kralkatili Günceleri’nin yazarı olarak en sevdiğim yazarlardan biridir ve kendisi ne önerse okurum. Bir önceki yazılarımdan birinde de Kralların Yolu’nu incelemiştim ki o da Bay Rothfuss tarafından -ve benim- beğenilmişti. Önsözü bile böyle uzun yazılan bir kitabın incelemesini yapmak gerçekten zor ve eğlenceli.
Diyelim ki hesapta olmayan gizemli bir çocuk için üç bakır ve bir kase sidik ödemeye razıyım. Çocuğun sorunu ne?”  
“Sorunu,” dedi Hırsızbaşı  “onu sana satamazsam gırtlağını kesip körfeze atacak olmam. Hem de bu gece.”
Kitapta karakterin küçük yaşta önümüze sürülüp, onun yavaş yavaş büyümesini pişmesini okumuyoruz. Daha ilk sayfalarında büyük bir vurgun yapan Centilmen Piçler çetesi, bölüm aralarında geri dönüşlerle bize tanıtılıyor. Ve yazar, sadece bunları anlatmayıp dünyayı ayrıntısıyla tasvir ediyor, düzene yavaş yavaş alıştırıyor. Ama açık söylemek gerekirse bu geri dönüşlerin bazen tam yerinde yapılamadığını düşünüyorum. Mesela hızlı bir vurgun ya da kaçış ortasında bölümün kesilip arasında Camorr tarihinden şeyler okumak insanı biraz gerebiliyor. Fakat onun dışında Lynch yarattığı dünyanın dokusunu kurgusuna yeteri kadar oturtmuş ve bunu yaparken de görselleştirmekten geri kalmamış.
“Geliyorlarsa da buyursunlar gelsinlerdi. Son şahsi borcunu da ödedikten sonra kaçmak için yeterince zamanı olacaktı.”
Processed with VSCOcam with lv01 presetKitapta, diğer fantastik akranlarından farklı olarak kahramanın özel güçleri yok. Uçamıyor, başka bedenlere giremiyor ya da baş döndürecek bir yakışıklılığı yok. Locke Lamora’nın en büyük özelliklerinden biri yalan söyleme ve sahnelemedeki becerisi ve aklı. Ayrıca bütün bu vurgunları planlarken tek başına her şeyi yapacak kadar da ütopik değil, yanında ona yardım eden çete arkadaşları, dostları var ve Lynch ‘in yazdığı en güzel şeylerden biri de bu konuda gerçekçi olması. Tabii romanda fantastik öğeler de var, simyacılar, Bağlıbüyücü denilen çok güçlü ve pahalı “kiralık büyücüler” tarikatı ve Camorr şehrindeki ne olduğu bilinmeyen “Atalar“dan kalma camsı yapılar gibi. İlk kitapta daha az yer verilen fantastik öğelere, sürekli atalar denilen yaratıklardan bahsedilmesiyle serinin ilerleyen kitaplarında daha fazla verileceğini düşünüyorum.
Yaratılan dünya iyi tasvir edilince hikayeye çok daha kolay adapte olabiliyorsunuz, Locke’un kurnaz dalaverelerine ve çetenin birbirine olan güçlü bağına dahil olurken koşuşturmaca içinde arka planda büyüyen başka bir hikaye de ateşi har tutuyor. Robin Hood’un sadece kötü huylarını almış ve küçükken baş belası, büyüyünce de “Camorr’un Belası” olan ağzı bozuk kahramanımız ve çetesi, şehrin zenginlerinin üzerine çökmüşken daha kendilerine neyin çarptığını anlamadan yeraltının acımasız dünyasında şekillenen intikam dolu savaşın ortasında kalıyorlar. Size de oturup her sayfayı heyecanla okumak kalıyor.